Ey Anne ve Babalar!
Çocuklar bir nimet, emanet ve imtihandır. Dünya hayatının süsüdür,[1] ziynetidir, dünya ağacının meyvesidir çocuklarımız. Bugünün küçüğü, yarının büyüğüdür. Çocuk dünyaya geldiği andan itibaren müstakil bir bireydir. Onlara; doğru muamele edilmeli, sevgi, saygı, iman duyguları verilmeli; onların özgüven kazanmalarını temine çalışmalıdır.[2]
Anne-babanın çocuklarına karşı başlıca görevlerinden biri de aralarında herhangi bir ayrım yapmaksızın onlara karşı eşit muamelede bulunmaktır. Böyle bir davranış, onların görevi olduğu kadar çocuğun da tabii hakkıdır.
Çocuklar Eşit davranılmasını beklemektedir Öteden beri bazı ailelerin, çeşitli nedenlerle çocuklarından bazısına farklı muamelede bulundukları bilinen bir gerçektir.
Çocuklarınıza maddi ve maneviyatınızı eşit sunun. Annesi ve babası tarafından hakkı yendiğini, haksızlığa uğradığını düşünen bunu dile getiren çocukların sayısı her geçen gün artmakta. Şartları eşitlemek adına. İhtiyaçları olduğunda yavrusunun yanında olduğunu anlatabilmek için. Ekonomik durumu iyi olan kardeşiyle, kötü olan kardeşin durumunu paylaşıp yardımlaşmanın önemini, birbirlerine karşı kötü hisleri beslememek için çocuklarımız ile her güzelliği ve her sıkıntıyı dürüstçe paylaşmamız gerekir. Anne babanın tavrı çocuklarına yönelik davranışta eşitlik olmalı, iç dünyada uyanan duygu dahil eşitliğe uygun olmalıdır. Her halindeki duygu ve davranışa “adalet” diyoruz. Bir anne baba çocuklarının iç dünyalarını bir psikolog, bir pedagog gibi çok iyi tanımalı ve onlara iç dünyalarına yönelik muamelede bulunmalıdır.
Çocuğunuzun biri okulunda çok başarılı olduğu zaman farkına vararak ya da varmadan övünüyor, diğer kardeşin okuldaki başarısızlığında sahiplenmiyor eleştiriyorsak adaletimizi gözden geçirmemiz şart gerçekte ikiside sizin çocuğunuz.
Hayatta olan bir kimsenin, çocuklarından bazılarına mal verip, diğerlerine vermemesi, adalete aykırı sebepli ayırımcılık yapılmış demektir. Ancak bağışsa hukuk açısından bir sakıncası yok, ahlaki bakımdan kusur işlenmiş olur. Yinede "eşitlik ve adalete aykırı bağış sahih olmaz."
Hz. Peygamberin çocuk terbiyesinde ısrarla üzerinde durduğu bir husûs, eşit muâmeledir. Yani anne ve babalar çocukları arasında kızdır-erkektir, büyüktür-küçüktür, şudur-budur diye bir ayırım yapması yasaklanmıştır. Asri saadetten Şu örneğe dikkat edelim:
Nûman İbnu Bişr anlatıyor: “Babam bana malından bir şeyler hibe etmişti. Annem: “Bu hibeye Resûlullahı şâhit kılmazsan kabul etmiyorum.” dedi. Bunun üzerine bana yaptığı hibeye şâhit kılmak için babam, beni de alarak Resûlullaha gitti. Durumu öğrenen Hz.Peygamber “Başka çocukların da var mı?” diye sordu. Babamın “Evet!” cevabı üzerine, “Aynı şekilde bütün çocuklarına hibede bulundun mu?” diye sordu. Babam: “Hayır!” deyince, “Allah'tan korkun, çocuklarınız husûsunda âdil olun!” dedi.
Babam oradan ayrıldı ve hibeden vazgeçti.”
Hz. Peygamber:“Çocuklarınızın arasını eşit tutun”, “Bunu iade et”, “Beni şâhit kılma, ben zulme şahitlikte bulunamam”, “Bu doğru değil, ben ancak hakka şahâdet ederim”, “Buna benden başkasını şâhit kıl”, “... çocuğun senin üzerindeki haklarından biri, onlara eşit davranmandır.” “öpücüğe varıncaya kadar. [3] Allah her husûsta, çocuklar arasında adâletli davranmanızı sever.”[4]
Evlâdlara eşit davranmanın gerekçesi, çocukların şimdi ve ilerde suç işlemekten koruma tedbîrleri açısından oldukça önemli. Bahse konu olan bu hâdise diğer hadis kaynaklarında Hz. Peygamberimiz Nûmanı, çocuklarına maddî bağışta farklı davranmaktan men ederken sorar:
“Çocuklarının sana karşı hürmet ve lütufta adâletli olmaları seni memnûn etmez mi?” Nûman:“Evet Ya Resûllallah!” deyince: “Öyleyse başkasını şâhit kıl!”[5] “Onların sana eşit bir şekilde iyilik etmeleri nasıl senin hakkınsa, senin de onlara eşit muâmelede bulunman öylece onların hakkıdır.” “Çocuğunun kendisine iyi davranmasında ona yardımcı olan babaya Allah rahmetini bol kılsın.” [6]
Çocuklar arasında eşit davranmak keyfilikten ötedir. Çünkü kardeşliğin kopması ve aile hukukuna aykırıdır. İslam düşünürleri derki: “Dünyâ ve âhiretin intizâmı adâlete bağlıdır. Çocuklar arasında farklı muâmele, (kardeşler arasında) karşılıklı kin, buğz ve adâvete, ebeveyne karşı da bir kısmının muhabbeti ve diğer bir kısmının buğzuna sebep olur. Bu durumdan ebeveyne ve kardeşlere karşı haksızlıklar neşet eder.” [7]
Yûsuf Sûresi bu meselede güzel mesajlar vermektedir.
Babanın evlatlarına eşit davranması her zaman için en iyi olanıdır. Ancak bir baba eşit davranmadığı zaman evlatlar arası kıskançlık ve kırgınlıklara sebebiyet verebilir.
Anne ve Babanın evlatları arasında eşit muamele yapması şarttır. Diğer taraftan evladın baba-anaya hürmeti ve onları üzmemesi de farzdır. Eğer davranışımız onları üzecekse çok dikkatli olmamız gerekir. Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım.
Bu farklı muamele çocuklar nezdinde anne ve babanın saygınlığını yitirmesine yol açmakta ve böylece toplumun temel taşı konumundaki aile kurumunun sarsılmasına sebebiye vermektedir. Anne Baba çocuklarına rol model olmalı. Siz de ana ve babasınızdır. Ya da ileride olacaksınız.
İbrahimi bir baba olanlar, İsmaili bir evlata sahip olurlar.
Gölcük 2018-10-02