Bu satırları arefe günü kaleme aldığımda Irak’ın Başkentinde halk pazarında meydana gelen patlama sonucu onlara ölü ve yaralı olduğu belirtiliyor.
Demokrasi getireceğiz diye işgal edilen bir ülkede can ve mal güvenliği yok.
İnsanlar bayram alışverişlerini yaptıkları esnada canlarından oluyorlar.
O zamanki Irak lideri Saddam’ı da 2006 yılında böyle bir bayram sabahı idam etmişlerdi. Aradan 15 yıl geçti kan ve göz yaşı içinde Irak.
Ne acı bir durum.
Neyse…
Yine bir bayram günündeyiz.
Dini bayramlarımızdan ikincisi olan Kurban Bayramı’na iman dolu gönüllerle maske ve mesafelide olsak sağlık, sükûn ve huzur içinde kavuşmanın mutluluğu var gönül coğrafyamızda.
İki yıldır bayramları pandemi nedeniyle buruk geçirdiğimiz düşünüldüğünde bu bayram bizler için daha da anlamlı hale geldi.
Bazı değerlerin kıymetini kaybedince anlamak gibi, toplumsal bir hastalığımız hep vardır.
Şartlar imkanlar ne kadar namüsait olursa olsun bayram inancımızda ve medeniyetimizde:
Sevgidir,
Birlik beraberliktir,
Kardeşliktir,
Aşımızı, soframızı paylaşmaktır,
Yardımlaşmaktır,
Kavuşmaktır,
Kucaklaşmaktır,
Dargınlıklara son verip barışmaktır,
Ziyaret emektir,
Sıla-i rahimdir…
Tatil beldeleri dolup taşsa da bayram asla tatil değildir.
Böyle görülmemeli.
Bayram günlerinin sınırlı ve süreli olması nedeniyle yukarıda belirttiğimiz manevi değerlerimize bağlı olarak bu günleri geçirmeliyiz.
Özellikle bugün, Kurban Bayramı günlerinde kesilen kurbanın anlamı bize göre sadece bayram günlerinde hayvan kesmek değildir.
Aksine kurban; sadakatin, Allah’a itaat ve teslimiyetin göstergesidir. Gerektiğinde malımızı, canımızı ve bütün varlığımızı Allah yolunda feda etmenin sembolik bir ifadesidir aynı zamanda.
Kurban; Mümine Allah rızası uğrunda paylaşma, ihtiyaç sahibine el uzatma alışkanlığı kazandırır. Onu cimrilikten, dünya malının esiri olmaktan kurtarır.
Komşuları, akrabaları, dostları hâsılı bütün müminleri birbirine bağlar ve kaynaştırır.
Bu yıl Kurban Bayramının ana teması olan “Kurbanını paylaş, kardeşinle yakınlaş” mottosu bu amaç için düşünülmüştür.
Vekalet yoluyla din kardeşimizle kurbanı paylaşma.
Dolayısıyla paylamak azalmak değil bilakis çoğalmaktır.
Kurban etlerini derin donduruculara koyup “kurban kestim” demenin kime ne faydası var.
Bayram vakitleri, dünü yâd etme, bugüne anlam verme ve yarını inşa etme zamanlarıdır. Bayramlar bizleri geleceğe taşıyan, tarih sahnesinde biz Müslümanlara süreklilik kazandıran müstesna ve mukaddes günlerdir.
Bayramlar her yüreğin muhtaç olduğu mutluluğu, güveni ve dostluğu yaşama, diğer yüreklere de yaşatma fırsatı veren manevi mevsimlerdir.
Bayramlar alelade tatil günleri değil, zamanın en kıymetli duraklarıdır.
Bayramın gelmesini dört gözle bekleyen aile büyüklerini ziyaret ve de sıla-i rahim bu durakların en kıymetlileri değil mi, sevgili okuyucular!
Kurban Bayramı günleri aynı zamanda bütün müminlerin İbrahim’i bir arayışla Rabbimizin kendilerine lütfettiği nimetlere şükranlarının bir ifadesi olarak kurban ibadetini eda ettikleri mübarek vakitlerdir.
Bugün üzerinde durmamız gereken, kurban ibadeti ile teslimiyetimizi ne kadar Rabbimize yöneltmekte olduğumuzdur. Bugün muhasebesini yapmamız gereken nefislerimizin zafiyetlerine, heva ve heveslerimize ne kadar esir olduğumuzdur.
Bayramlar, bizlere yeni bir gayret dini ve dünyevi çalışmalarımızda yeni bir hız kalplerimizdeki, iman nuruna yeni bir parlaklık kazandırması açısından bir fırsattır, sevgili dostlar.
Mevla’m; hepimize bayramları gerçek anlamda değerlendirme, basireti versin. Paylaşmayı ve cömertliğimizi artırsın.
Hayat nefes aldığımız kadardır. Gerçek olan güzellikler yaşandıkça/paylaşıldıkça anlaşılır.
Bu güzel günde birlikte yaşamanın ümidi ile, Kurban Bayramının bütün evlere, gönüllere, huzur ve bereket getirmesini diliyorum.
Bu duygularla bayramınızı tebrik ediyorum.